Sözlükte "otorite" ne demek?

Yetke, sulta, velayetotorite

Cümle içinde kullanımı

Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir.
- F. R. Atay

Otorite kelimesinin ingilizcesi

n. authority, discipline, domination, control, power, arm
Köken: Fransızca

Otorite ne demek? (Ekonomi)

(Authority) Fransızca "autorite" kelimesinden kaynaklanır. Güç, yetki, buyruk, hükümet, yetkili makam veya devlet kuruluşu, yetkili kişiler, yetkililer gibi anlamlara gelir.

Otorite nedir? (Felsefe)

Bir örgütün, bir grubun, ya da bir kişinin toplumsal yaşamın belirli alanları üzerinde, çoğunluk tarafından kabul edilen etkisi.

Bu etki, diğer insanların faaliyetlerinde ve görüşlerinde, o örgütün, grubun ya da kişinin görüşlerine göre kendilerine yol seçmeleri, onların etkisini kabul etmeleri demektir. Bu anlamda otorite, insan faaliyetlerinde toplumsal hedeflerin seçilmesi ve bu faaliyetlerin normlarının saptanması sırasında olsun, saptanan hedeflerin ve normların uygulanmasında olsun her sosyo-ekonomik kuruluşta etkin olan bir toplumsal ilişkidir. «Otoriteye karşı olanlar» in sosyalist toplumda ve komünist toplumda ne otorite, ne de otoriteye uyma diye bir şey bulunmaması gerektiğini ileri sürmeleri, aslında her toplum için gerekli olan ve onlarsız hiçbir toplumun işlevini yerine getiremeyeceği zorunlu toplumsal ilişkilerin, anarşistçe bir tutumla yadsınması demektir. Ancak, otoritenin temel dayanakları, işlevi ve içeriği, çeşitli sosyo-ekonomik kuruluşlarda farklı farklıdır. Uzlaşmaz çelişkiler barındıran sınıflı toplumlarda devletin, egemen sınıfların ve bunların temsilcilerinin otoritesi, en başta devlet gücünün, buyurma araçlarının, önemli üretim ve iletişim araçlarının ele geçirilmesini sağlamak için kurulur ve egemen ideoloji aracılığıyla (dinsel dünya görüşünün, burjuva dünya görüşünün kabul ettirilmesi, beyin yıkama) emekçi kitlelerin düşüncelileri baskı altında tutularak bu otorite daha da pekiştirilir.

Marksçı-Leninci partiler ve onların önderleri, işçi sınıfını ve bütün emekçileri sömürüden ve baskıdan kurtarma savaşımında tamamen farklı bir otoriteye başvururlar. Bu otorite, partinin, bir taraftan, işçi sınıfının ve bütün emekçilerin sınıf çıkarlarına saygı göstermesinde, programında saptadığı hedeflerde bu sınıf çıkarlarını dile getirmesinde ve bunların uygulanması ve kabul edilmesi için özveriyle savaşım vermesinde dile gelirken, öte yandan emekçiler de, gittikçe artan ölçüde bu uygulamanın doğruluğunu görüp, gönüllü olarak ve bilinçli bir şekilde Marksçı-Leninci partinin önderliği altında sınıf savaşımına katılırlar.

Otorite, sosyalist toplumda ve komünist toplumda, toplumsal bir ilişki olarak, nitelikçe yeni bir karakter kazanır. Sosyalist toplumun ilk gelişim döneminde, (yani) kapitalizmden sosyalizme geçiş aşamasında, uzlaşmaz sınıf çelişkileri var olduğu sürece, işçi sınıfının işçi partisinin ve sosyalist devletin otoritesi, biryandan emekçi halkın her kesimiyle kurulan sağlam bağlaşıklığa, öte yandan da egemenliğine son verilen sömürücü sınıfların ve küçük burjuvazinin karşısında yer alan proletarya diktatörlüğüne dayanır. Uzlaşmaz çelişkiler ortadan kaldırılıp, bu arada kendi kendini geliştiren kooperatifli köylülerle ve diğer emekçi kesimlerle işçi sınıfı arasında kumlan bağlaşıklığın temeli üzerinde manevi ve politik bir birlik doğunca, işçi sınıfının, onun partisinin ve temsilcilerinin otoritesi, gelişmiş sosyalist toplumun yönetiminde ve biçimlenmesinde tayin edici toplumsal ve politik güç olan işçi sınıfının öncü rolünün, gitgide toplumun her üyesi tarafından kabul edilmesine dayanır.

Bu kabul ediş, bütün sınıfların ve katmanların, bütün toplumsal güçlerin, gelişmiş sosyalist topluma uygun düşen programın ve hedeflerin, Marksçı Leninci parti tarafından hazırlanıp ortaya konması sırasında ve uygulamada gösterdikleri aktif katkıda ifadesini bulur. İşçi sınıfının, onun partisinin ve önderlerinin otoritesi, toplumsal gelişme sürecinin içinden çıkan bir zorunluktur ve bu otorite, sosyalist toplumun itici gücü olarak olumlu bir rol oynar. Ancak tek tek kişilerin otoritesi başıboş bırakılır ve ölçü tanımaz hale gelirse, gelişme açısından bir engel haline gelmesi kaçınılmaz olur. Bu yüzden, Marksçılık-Lenincilik, kişilerin yüceltilmesine ve bu yüceltmeler sonucunda kişilerin otoritesine duyulan körü körüne inançlara karşıdır.

Sınıfsal bir ilişki olan otorite, komünist toplumda sınıfsal karakterini tamamen yitirecek, önemini ancak, insanların toplumsal davranışlarının ayarlayıcısı olarak koruyacaktır.

--Reklam--